Friday, January 30, 2009

Yoksa Tayyip’in çıkışları Pan İslamizm* mi kokuyor?

Tayyip Erdoğan’ın dün Davos’ta İsrail Perez ile tartışıp toplantıyı ve hatta Davos’u terk etmesi flaş haber olarak tüm haber kanallarına düştü. Başbakan’ın İsrail’e tepkisi, kim ne derse desin bir cesaret örneği. Dünya’nın en güçlü lobisine ve desteğine sahip olan bir ülke olan İsrail, Ortadoğu’da 50 yıldan uzun süredir istediği gibi at koşturuyor. İnsanlık dışı uygulamalarına, 50 yıldır hiçbir batılı devletin tepki vermediği / veremediği İsrail’in, tüm dünyanın gözü önünde yüzünü “batıya dönmüş” bir “Müslüman” ülkenin üst düzey uluslar arası bir toplantıda Türkiye tarafından sert bir tepkiyle yüz yüze kalması garip bir cesaret örneği.

Peki bu cesarete ne sebep oldu?

Bana üç ihtimalden biri geliyor. Ya Tayyip Erdoğan, yerel seçim geliyor diye gaza gelip Türkiye toplumundan oy almanın en kolay yolu milliyetçiliktir desturuyla hareket ediyor, - ki Havalimanı’nda mitingle karşılanması başarılı olduğunu görüyoruz- ya da yine Kasımpaşalılığı tuttu. Birincinin tek başına bu çıkışmaya cesaret vereceğini düşünmüyorum. Çünkü İsrail ile köprü atmak bir anlamda batı ile köprü atmak ve bu durumu hiçbir Türk lideri göze alamaz gibi geliyor. Bu durumun sadece bir anlık öfkeyle açıklanması ise 6 yıllık bir başbakanın yapacağı iş değil.

Peki üçüncü ihtimal ne? Bence Pan-İslamizim.

Bu tartışmanın bir danışıklı – dövüş olduğunu düşünüyorum. Bu çıkışla batı için örnek gösterilecek bir “muhafazakar demokrasi”ye (kağıt üstünde) sahip olan Müslüman Türkiye’nin İslam dünyasında popularitesi bu çıkış ile beraber tavan yapacak. İslam dünyasının liderliğine soyundurulan Türkiye’nin bu emele ulaşması için en kolay yolun “İsrail” düşmanlığı olduğunun farkında olan batı toplumu, ve hatta İsrail bu çıkışları biliyor ve bekliyor. Tüm İslam ülkeleri arasında, ne pısırık monarşik arap ülkeleri batı için güvenilir ne de tahakküm odaklı, anti demokratik İran. Türkiye batı için en güvenilir liman.

Bu çıkışların Pan İslamizim ile ilgili olduğunu destekleyen birkaç noktaya dikkat geçmek gerek.

Obama’ın iktidara gelmesi ile ABD’nin Arap dünyasına, pısırık – monarşik anti-demokratik rejimlere desteğinin azalacaktır. Özelikle İsrail ile kâğıt üstünde kanlı bıçaklı olan Arap toplumları, Obama, İsrail ve Yahudi lobisi tarafından en son güvenilecek kişiler. Üstelik Ortadoğu’da medyatik bir çözüm isteyen Obama ve ABD, iki güvenilir ortağı Türkiye ve İsrail ile birlikte oluşturulacak çözüm önerilerini destekleyecektir. Bunun için biraz, Yahudi – İsrail düşmanlığının biraz kaşınması, Türkiye’nin bu kesimlerin desteği ile güçlü görünmesi gerek.

Ayrıca, İsrail’in tepkileri de buna bir işaret. Tayyip’in ilk tepkilerine İsrail devleti hep “Türkiye’yi mahçup etmeyeceğiz”, “Türkiye’yi dost ve müttefik ülke olarak görüyoruz ve tepkilerini önemsiyoruz” tarzında tepkiler vermesi, hatta dünkü çıkıştan sonra Şimon Perez’in Tayyip Erdoğan’ı arayıp sesini yükselttiğinden dolayı özür dilemesi, yıllardır batı tarafından şımarık çocuk muamelesi gören İsrail için “çok yumuşak” tepkiler. Ancak bu tepkileri işine yarar ise verir gibi geliyor. Türkiye’nin İsrail’i uluslar arası platform’da özür diletecek seviyeye getirmesi – duygusal ve eğitimsiz Müslümanlar için gayet gaza getiren bir ortam yaratıyor. Bu da Türkiye’nin arkasındaki Müslüman desteğini arttıracaktır. İsrail’in güvenilir ortağı olan Türkiye’in Müslüman toplumlarda liderliği İsrail’in de işine geliyor.

Kimileri diyecek ki, İsrail, ilk çıkıştan sonra Türkiye Ortadoğu sorunu ile ilgili ilişkisini kesti, arabuluculuğunu reddetmeye başladı. Peki Türkiye, o kadar çok BM Güvenlik Konseyi üyesi var iken, neden bir tarafta BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon, bir tarafta Arap Birliği lideri Amr Musa, bir tarafta da İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Perez var iken, Dünya’nın en önemli ekonomik forumunda, Davos’ta tüm dünyanın gözü önünde Gazze ile ilgili bir oturumda “otorite” kabul edilerek konuşmacı olarak davet edildi.

Bence tüm bu hareketler “Pan – İslamizm” kokuyor.

* İslam Dünyasının bir çatı altında birleşmesini savunan politik görüş

0 rüya tabiri: